- Anasayfa
- >
- Din
- >
- Dinler Tarihi
Dinin Doğal Tarihi
Liste Fiyatı :
200,00TL
İndirimli Fiyat :
110,00TL
Kazancınız :
90,00TL
Taksitli fiyat :
9 x 13,44TL
Havale/EFT ile :
107,25TL
9786256975712
1537084
https://www.teklifkitap.com/dinin-dogal-tarihi
Dinin Doğal Tarihi
110
David Hume'un "Dinin Doğal Tarihi" (The Natural History of Religion), din olgusunu ilahi bir vahiy veya metafizik bir gerçeklik olarak değil, tamamen insani bir fenomen, bir "doğal süreç" olarak ele alan sarsıcı bir yapıttır. 1757 yılında yayımlanan bu eser, dinler tarihine sosyolojik ve psikolojik bir bakış açısı getirerek Aydınlanma çağının en cesur metinlerinden biri olmuştur.
İşte bu eserin kısa ve öz tanıtımı:
Hume, dinin kökeninin rasyonel bir düşünce veya evrendeki düzenin gözlemlenmesi olmadığını savunur. Ona göre din, insanın doğa karşısındaki çaresizliğinden, bilinmezliğe duyduğu korku ve geleceğe dair beslediği umuttan doğmuştur. İnsanlar, kontrol edemedikleri doğa olaylarını (fırtınalar, hastalıklar, kıtlıklar) kişiselleştirmiş ve bu olayların arkasında görünmez güçler aramaya başlamışlardır. Hume, insanlığın ilk dininin tektanrıcılık (monoteizm) değil, çoktanrıcılık (politeizm) olduğunu ileri sürer. İlk insanlar, her doğa olayı için ayrı bir "ruh" veya "tanrı" hayal etmişlerdir. Tektanrıcılığa geçiş ise rasyonel bir ilerlemeden ziyade, tanrılardan birini diğerlerinden daha üstün tutma ve ona yaltaklanma dürtüsünün bir sonucudur. Kitap, çoktanrıcılığın daha hoşgörülü olduğunu, çünkü diğer tanrıların varlığına izin verdiğini savunur. Buna karşılık tektanrıcılığın, kendi tanrısını tek hakikat olarak gördüğü için daha bağnaz ve saldırgan olma eğiliminde olduğunu belirtir. Hume, dinin insan ahlakını geliştirmekten ziyade çoğu zaman bir tür "kutsal kölelik" ve ikiyüzlülük yarattığına dikkat çeker.
Bu eser, "İnsan neden inanır?" sorusuna teolojik değil, antropolojik bir cevap arayan ilk modern metinlerden biridir. Hume'un şüpheci ve keskin zekası, okuru inanç sistemlerinin arkasındaki insani zaafları ve toplumsal mekanizmaları görmeye davet eder. Dinler tarihine objektif ve eleştirel bir pencereden bakmak isteyen herkes için temel bir kaynaktır. "Bilinmeyene duyulan korku, dinin tohumlarını eken en güçlü etkendir." — David Hume
İşte bu eserin kısa ve öz tanıtımı:
Hume, dinin kökeninin rasyonel bir düşünce veya evrendeki düzenin gözlemlenmesi olmadığını savunur. Ona göre din, insanın doğa karşısındaki çaresizliğinden, bilinmezliğe duyduğu korku ve geleceğe dair beslediği umuttan doğmuştur. İnsanlar, kontrol edemedikleri doğa olaylarını (fırtınalar, hastalıklar, kıtlıklar) kişiselleştirmiş ve bu olayların arkasında görünmez güçler aramaya başlamışlardır. Hume, insanlığın ilk dininin tektanrıcılık (monoteizm) değil, çoktanrıcılık (politeizm) olduğunu ileri sürer. İlk insanlar, her doğa olayı için ayrı bir "ruh" veya "tanrı" hayal etmişlerdir. Tektanrıcılığa geçiş ise rasyonel bir ilerlemeden ziyade, tanrılardan birini diğerlerinden daha üstün tutma ve ona yaltaklanma dürtüsünün bir sonucudur. Kitap, çoktanrıcılığın daha hoşgörülü olduğunu, çünkü diğer tanrıların varlığına izin verdiğini savunur. Buna karşılık tektanrıcılığın, kendi tanrısını tek hakikat olarak gördüğü için daha bağnaz ve saldırgan olma eğiliminde olduğunu belirtir. Hume, dinin insan ahlakını geliştirmekten ziyade çoğu zaman bir tür "kutsal kölelik" ve ikiyüzlülük yarattığına dikkat çeker.
Bu eser, "İnsan neden inanır?" sorusuna teolojik değil, antropolojik bir cevap arayan ilk modern metinlerden biridir. Hume'un şüpheci ve keskin zekası, okuru inanç sistemlerinin arkasındaki insani zaafları ve toplumsal mekanizmaları görmeye davet eder. Dinler tarihine objektif ve eleştirel bir pencereden bakmak isteyen herkes için temel bir kaynaktır. "Bilinmeyene duyulan korku, dinin tohumlarını eken en güçlü etkendir." — David Hume
- Açıklama
- David Hume'un "Dinin Doğal Tarihi" (The Natural History of Religion), din olgusunu ilahi bir vahiy veya metafizik bir gerçeklik olarak değil, tamamen insani bir fenomen, bir "doğal süreç" olarak ele alan sarsıcı bir yapıttır. 1757 yılında yayımlanan bu eser, dinler tarihine sosyolojik ve psikolojik bir bakış açısı getirerek Aydınlanma çağının en cesur metinlerinden biri olmuştur.
İşte bu eserin kısa ve öz tanıtımı:
Hume, dinin kökeninin rasyonel bir düşünce veya evrendeki düzenin gözlemlenmesi olmadığını savunur. Ona göre din, insanın doğa karşısındaki çaresizliğinden, bilinmezliğe duyduğu korku ve geleceğe dair beslediği umuttan doğmuştur. İnsanlar, kontrol edemedikleri doğa olaylarını (fırtınalar, hastalıklar, kıtlıklar) kişiselleştirmiş ve bu olayların arkasında görünmez güçler aramaya başlamışlardır. Hume, insanlığın ilk dininin tektanrıcılık (monoteizm) değil, çoktanrıcılık (politeizm) olduğunu ileri sürer. İlk insanlar, her doğa olayı için ayrı bir "ruh" veya "tanrı" hayal etmişlerdir. Tektanrıcılığa geçiş ise rasyonel bir ilerlemeden ziyade, tanrılardan birini diğerlerinden daha üstün tutma ve ona yaltaklanma dürtüsünün bir sonucudur. Kitap, çoktanrıcılığın daha hoşgörülü olduğunu, çünkü diğer tanrıların varlığına izin verdiğini savunur. Buna karşılık tektanrıcılığın, kendi tanrısını tek hakikat olarak gördüğü için daha bağnaz ve saldırgan olma eğiliminde olduğunu belirtir. Hume, dinin insan ahlakını geliştirmekten ziyade çoğu zaman bir tür "kutsal kölelik" ve ikiyüzlülük yarattığına dikkat çeker.
Bu eser, "İnsan neden inanır?" sorusuna teolojik değil, antropolojik bir cevap arayan ilk modern metinlerden biridir. Hume'un şüpheci ve keskin zekası, okuru inanç sistemlerinin arkasındaki insani zaafları ve toplumsal mekanizmaları görmeye davet eder. Dinler tarihine objektif ve eleştirel bir pencereden bakmak isteyen herkes için temel bir kaynaktır. "Bilinmeyene duyulan korku, dinin tohumlarını eken en güçlü etkendir." — David HumeStok Kodu:9786256975712Boyut:135-210-Sayfa Sayısı:96Baskı:1Basım Tarihi:2026-01Kapak Türü:KartonKağıt Türü:Kitap KağıdıDili:Türkçe
- Taksit Seçenekleri
- Tüm Kartlar (iyizico ile öde)Taksit SayısıTaksit tutarıGenel ToplamTek Çekim110,00110,00257,20114,40338,87116,60619,80118,80913,44121,00
- Yorumlar
- Yorum yazBu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
