Sepetim (0) Toplam: 0,00TL
Bu işlem için üye girişi yapmanız gerekiyor
%40
Yeni
İndirgeme ve Verilme;Husserl, Heidegger ve Fenomenolojisi Üzerine Jean

İndirgeme ve Verilme;Husserl, Heidegger ve Fenomenolojisi Üzerine

Liste Fiyatı : 557,00TL
İndirimli Fiyat : 328,69TL
Kazancınız : 228,31TL
Taksitli fiyat : 9 x 40,17TL
Havale/EFT ile : 320,47TL
9786258716450
1539435
İndirgeme ve Verilme;Husserl, Heidegger ve Fenomenolojisi Üzerine
İndirgeme ve Verilme;Husserl, Heidegger ve Fenomenolojisi Üzerine
328.69
Heidegger'in sözleriyle, fenomenoloji söz konusu olduğunda, olanak, edimselliğin ötesine geçer. Bu sadece Mantık
Araştırmaları'nın açılışını yaptığı felsefenin yeni başlangıcının Husserl'in 'atılımına' –yani fenomeni kendini verdiği
kadarıyla ve kendini verdiği gibi düşünmeye– açıldığı anlamına gelmez, aynı zamanda indirgeme yönteminin herhangi
bir sınır olmaksızın sonuna kadar seferber edilebileceği ve
edilmesi gerektiği anlamına da gelir.
Ancak Husserl indirgemeyi yalnızca aşkınsal Ben'den hareketle ve sadece nesnenin nesneliği açısından yürütür, öyle
ki nesnenin varlık tarzı ile 'bilinç bölgesi'nin varlık tarzı arasındaki farkı gerçekten düşünememe noktasına kadar varır.
Aksine Heidegger, kurucu olmaktan ziyade dünyaya maruz
kalan Dasein'dan hareketle ve varlık sorusu açısından, ontolojik farkın en âlâ fenomen hâline geldiği noktaya kadar
indirgemeyi radikalleştirir. Fakat Dasein analitiği, en azından
katı fenomenolojik kesinliğe göre, tam da bir fenomen olarak
varlığa varmakta mıdır? Ontolojik farkı hakiki bir verilen olarak meydana getirmekte midir? Bu çalışmada, Sein und Zeit'ın
(Varlık ve Zaman) aslında bunu başaramadığı gösterilmeye
çalışılmaktadır; onun özsel tamamlanmamışlığı da bundandır.
Ancak bu açmaz aynı zamanda fenomenolojinin son bir
olanağı barındırdığını da gösterir: İndirgeme yalnızca nesneliği değil, varlık sorusunu da indirgeyebilir. Kurucu Ben'in
olduğu kadar Dasein'ın da yerine daha kökensel bir muhatap
geçebilir: saf verilmişliğin kendisi tarafından sorguya çekilenin
ta kendisi, haddizatında verilen tarafından dili tutulmuş bir
muhatap kılınmaya kendini bırakan.
Jean-Luc Marıon

Önsöz
Burada sonuçlarını sunduğumuz araştırmalar, verilmeyi indirgemenin ve dolayısıyla fenomenolojinin merkezine yerleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu anlamda, farkında olmadan onları
ön varsaymış olan eski çalışmalarla dolaylı ama şüphesiz
gerekli bir bağı sürdürmektedirler. Bu araştırmalar, ilke olarak,
varlık olmaksızın özneden sonra neyin geleceğini belirlemek
amacıyla daha fazla ilerlemeyi olanaklı kılmalıdırlar.
Özerk olmasına rağmen, bu çalışmamız birçok kişiye pek
çok şey borçludur. Öncelikle, çalışmalarıyla, benimkinden
daha eski ve daha iyi olan fenomenoloji pratikleriyle ve aynı
zamanda 1985'ten beri Paris'teki Ecole Normale Supérieure'de
yeniden canlandırdıkları saygın Husserl Arşivleri'nin (CNRS
ilişkili birim n° 106) faaliyetleriyle bana yardımcı olan J.-F.
Courtine ve D. Franck'a teşekkür etmek isterim. İkinci olarak, Leuven'deki Husserl Arşivi'nde beni sıcak bir şekilde
karşılayarak projemin hayata geçmesinde büyük katkıları
olan Samuel Ijsseling ve Rudolf Bernet'i selamlamak isterim.
Son olarak, Michel Henry'ye sadık dostluğunun ve felsefi dürüstlük örneğinin beni ne kadar yüreklendirdiğini söylemeyi
bir borç bilirim.
24 Şubat 1989
  • Açıklama
    • Heidegger'in sözleriyle, fenomenoloji söz konusu olduğunda, olanak, edimselliğin ötesine geçer. Bu sadece Mantık
      Araştırmaları'nın açılışını yaptığı felsefenin yeni başlangıcının Husserl'in 'atılımına' –yani fenomeni kendini verdiği
      kadarıyla ve kendini verdiği gibi düşünmeye– açıldığı anlamına gelmez, aynı zamanda indirgeme yönteminin herhangi
      bir sınır olmaksızın sonuna kadar seferber edilebileceği ve
      edilmesi gerektiği anlamına da gelir.
      Ancak Husserl indirgemeyi yalnızca aşkınsal Ben'den hareketle ve sadece nesnenin nesneliği açısından yürütür, öyle
      ki nesnenin varlık tarzı ile 'bilinç bölgesi'nin varlık tarzı arasındaki farkı gerçekten düşünememe noktasına kadar varır.
      Aksine Heidegger, kurucu olmaktan ziyade dünyaya maruz
      kalan Dasein'dan hareketle ve varlık sorusu açısından, ontolojik farkın en âlâ fenomen hâline geldiği noktaya kadar
      indirgemeyi radikalleştirir. Fakat Dasein analitiği, en azından
      katı fenomenolojik kesinliğe göre, tam da bir fenomen olarak
      varlığa varmakta mıdır? Ontolojik farkı hakiki bir verilen olarak meydana getirmekte midir? Bu çalışmada, Sein und Zeit'ın
      (Varlık ve Zaman) aslında bunu başaramadığı gösterilmeye
      çalışılmaktadır; onun özsel tamamlanmamışlığı da bundandır.
      Ancak bu açmaz aynı zamanda fenomenolojinin son bir
      olanağı barındırdığını da gösterir: İndirgeme yalnızca nesneliği değil, varlık sorusunu da indirgeyebilir. Kurucu Ben'in
      olduğu kadar Dasein'ın da yerine daha kökensel bir muhatap
      geçebilir: saf verilmişliğin kendisi tarafından sorguya çekilenin
      ta kendisi, haddizatında verilen tarafından dili tutulmuş bir
      muhatap kılınmaya kendini bırakan.
      Jean-Luc Marıon

      Önsöz
      Burada sonuçlarını sunduğumuz araştırmalar, verilmeyi indirgemenin ve dolayısıyla fenomenolojinin merkezine yerleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu anlamda, farkında olmadan onları
      ön varsaymış olan eski çalışmalarla dolaylı ama şüphesiz
      gerekli bir bağı sürdürmektedirler. Bu araştırmalar, ilke olarak,
      varlık olmaksızın özneden sonra neyin geleceğini belirlemek
      amacıyla daha fazla ilerlemeyi olanaklı kılmalıdırlar.
      Özerk olmasına rağmen, bu çalışmamız birçok kişiye pek
      çok şey borçludur. Öncelikle, çalışmalarıyla, benimkinden
      daha eski ve daha iyi olan fenomenoloji pratikleriyle ve aynı
      zamanda 1985'ten beri Paris'teki Ecole Normale Supérieure'de
      yeniden canlandırdıkları saygın Husserl Arşivleri'nin (CNRS
      ilişkili birim n° 106) faaliyetleriyle bana yardımcı olan J.-F.
      Courtine ve D. Franck'a teşekkür etmek isterim. İkinci olarak, Leuven'deki Husserl Arşivi'nde beni sıcak bir şekilde
      karşılayarak projemin hayata geçmesinde büyük katkıları
      olan Samuel Ijsseling ve Rudolf Bernet'i selamlamak isterim.
      Son olarak, Michel Henry'ye sadık dostluğunun ve felsefi dürüstlük örneğinin beni ne kadar yüreklendirdiğini söylemeyi
      bir borç bilirim.
      24 Şubat 1989
      Stok Kodu
      :
      9786258716450
      Boyut
      :
      135-210-
      Sayfa Sayısı
      :
      344
      Baskı
      :
      1
      Basım Tarihi
      :
      2026-10
      Çeviren
      :
      Ufuk Sarı
      Kapak Türü
      :
      Karton
      Kağıt Türü
      :
      Kitap Kağıdı
      Dili
      :
      Türkçe
  • Taksit Seçenekleri
    • Tüm Kartlar (iyizico ile öde)
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      328,69   
      328,69   
      2
      170,92   
      341,84   
      3
      116,14   
      348,41   
      6
      59,16   
      354,99   
      9
      40,17   
      361,56   
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat