Sepetim (0) Toplam: 0,00TL
%50
Yeni
Karabatak Sayı 84;Dosya: Edebiyat ve Vicdan Kolektif

Karabatak Sayı 84;Dosya: Edebiyat ve Vicdan

Liste Fiyatı : 250,00TL
İndirimli Fiyat : 125,00TL
Kazancınız : 125,00TL
Taksitli fiyat : 9 x 15,28TL
Havale/EFT ile : 121,88TL
2770000057318
1445977
Karabatak Sayı 84;Dosya: Edebiyat ve Vicdan
Karabatak Sayı 84;Dosya: Edebiyat ve Vicdan
125.00
Edebiyat ve Vicdan A. Ali Ural Zifiri karanlık içinde dahi yaşayan bir kıvılcım vicdan. “Bulmak” fiilinden gelmesi, bulunmak istediğinden. Hüküm verme ve yargılama kabiliyetidir aranan. İnsanın bu yeteneğinden habersiz attığı her adım onu ateş çukurlarına yaklaştırmakta. Kendiyle yüzleşemeyen insanı yargılayacak mahkemeyse henüz kurulmadı. Hukuk, onu yeni suçlar işlemekten caydıracak cezayı bulamadı henüz. Ebedîliğe inanmayan biri için müebbedin bir anlamı yok. Sanık sandalyesinde kötülük işlemekten acı duymayan yeni bir tür “insan” oturuyor. Yeryüzündeki hiçbir suç artık onun için yüz kızartıcı değil. Sokrates'e baldıran zehri içirenler onunla beraber Daimonion'u da öldürmüş olmalı. Hayırla şerri birbirinden kim ayıracak şimdi! Kim bize dönüş yolunu gösterecek! Tövbe kapısının önüne duvar örüyor şeytan. Muhasebenin olmadığı yerde hesap da olmuyor. Nefs-i levvâmeyi ara ki bulasın. Kendinden başka herkesi kınıyor insan. Kalbi yağmur gibi yağan o kara noktalardan koruyamadık. Lamba dışarıya ışık vermiyor artık. Kalp karanlığa gömülünce Kur'ân'ın ifadesiyle katılaşıyor (Âl-i İmran,159). “Galîzu'l-kalb” kalbi kalp olmaktan çıkarıp taşlaştırıyor. Kalbin yeniden aslına dönmesi içinse Hz. Peygamber (sav) insanı “kalbini rahatsız eden fiilleri terk etmeye” çağırıyor (Buhari, İman,1). Kimi âlimlere göre insan kalbinde “havâtır” denilen uyarıcılar var. Bütün mesele o seslerle irtibatın kesilmemesinde. İnsan istediğinde nefsinin sesinden başka bütün sesleri susturacak şeytani bir yalıtım düzeneği kurabiliyor. O vakit sura üfürülse sinek vızıltısı geliyor ona. Akıl mı! Evet, aklın bir jeneratör gibi devreye girmesi gerekiyor bu karanlık zamanlarda. Fakat bu her zaman mümkün olamıyor. Gazzâli aklı, “insanın duygularına hâkim olma gücü” olarak tanımlıyor. Duygularının mahkûmu olan insan karanlığa da mahkûm. Steinbeck, 1962 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü alırken yaptığı konuşmada, insanlığın gri ve kasvetli bir bilinç bulanıklığının pençesinde olduğunun altını çizdikten sonra şu cümleyi kurdu: “İnsan kalbinin kendisiyle olan çatışması, yazılmaya değer tek şey gibi görünüyor.” Vicdandan söz ediyor olmalıydı Steinbeck. Belki de Vietnam'da Ameyazılmaya değer tek şey gibi görünüyor.” Vicdandan söz ediyor olmalıydı Steinbeck. Belki de Vietnam'da Amerikan emperyalizmini destekleyerek susturduğu vicdandan. Konuşmasının sonunu bir günah çıkartma olarak da okumak mümkün: “Bir zamanlar Tanrı'ya atfettiğimiz birçok gücü ele geçirdik. Korku dolu ve hazırlıksız olmamıza rağmen, bütün dünyanın ve canlıların hayatı ve ölümü üzerinde hâkimiyet kurduğumuzu farz ediyoruz…Tanrısal gücü elimize aldığımıza göre, bir zamanlar Tanrı'dan dilediğimiz bilgeliği ve sorumluluğu kendi içimizde aramalıyız. İnsanın kendisi hem en büyük tehlikeye hem de tek umudumuza dönüştü…” Bu tehlikeye, İrlandalı yazar Jonathan Swift daha 1729 yılında dikkati çekmiş, “Yoksulların Çocuklarının Ebeveynlerine veya Ülkelerine Yük Olmasını Önlemek ve Onları Kamuya Yararlı Hale Getirmek İçin Mütevazı Bir Öneri” başlıklı ironik makalesinde yüksek sosyetenin düşük ahlâkını ve İrlanda'daki İngiliz sömürge düzenini şu cümlelerle hicvetmiştir: “İyi beslenmiş genç ve sağlıklı bir çocuk, bir yaşında, ister haşlanmış, ister kızartılmış, ister fırınlanmış veya kaynatılmış olsun, son derece lezzetli, besleyici ve sağlıklı bir yiyecektir…” Karabatak'ın “Edebiyat ve Vicdan” sayısını hazırladığımız günlerde şeytanlaşma ihtirasının insanı sürüklediği kokuşmuş bataklıklardan birine daha tanık oldu yeryüzü. Swift'in hicvi akıl almaz bir şekilde gerçekleşti ve Filistin'de bebekler katledilirken vicdanını susturan insanlık, bir gün dünyada hiçbir bebeğin can güvenliğinin olmadığını öğrendi. Vicdanların yeniden harekete geçmesi için tarihte olduğu gibi bugün de söz sahiplerine ihtiyaç vardı. Toplumlarının sözcüleri olarak şair ve yazarlar insanlığın bu alçalışına duyarsız kalamazlardı. “Edebiyat ve Vicdan” dosyamızda ilim ve sanat ehlince kaleme alınan yirmi yazının yanı sıra iki röportajımız var. Peren Birsaygılı Mut, Ceyda Akcan'a, Siyonist edebiyatın tarihsel serüvenini bilmeden Filistin halkının mücadelesini anlayamayacağımızı söylerken, Muhammed Şevki Aydın, Ahmet Nedim Serinsu'ya, “Ahlaki yükseliş, kişinin insani gelişmişlik düzenini gösterir,” dedi. Projektör sayfamızın konuğuysa, “Kabuk hem korur hem gizler,” diyen Rüveyda Şener. Ve Karabatak bir kere daha daldığı ummandan kanatlarında şiirler, öyküler ve denemeler taşıyarak yükseliyor göğe.
  • Açıklama
    • Edebiyat ve Vicdan A. Ali Ural Zifiri karanlık içinde dahi yaşayan bir kıvılcım vicdan. “Bulmak” fiilinden gelmesi, bulunmak istediğinden. Hüküm verme ve yargılama kabiliyetidir aranan. İnsanın bu yeteneğinden habersiz attığı her adım onu ateş çukurlarına yaklaştırmakta. Kendiyle yüzleşemeyen insanı yargılayacak mahkemeyse henüz kurulmadı. Hukuk, onu yeni suçlar işlemekten caydıracak cezayı bulamadı henüz. Ebedîliğe inanmayan biri için müebbedin bir anlamı yok. Sanık sandalyesinde kötülük işlemekten acı duymayan yeni bir tür “insan” oturuyor. Yeryüzündeki hiçbir suç artık onun için yüz kızartıcı değil. Sokrates'e baldıran zehri içirenler onunla beraber Daimonion'u da öldürmüş olmalı. Hayırla şerri birbirinden kim ayıracak şimdi! Kim bize dönüş yolunu gösterecek! Tövbe kapısının önüne duvar örüyor şeytan. Muhasebenin olmadığı yerde hesap da olmuyor. Nefs-i levvâmeyi ara ki bulasın. Kendinden başka herkesi kınıyor insan. Kalbi yağmur gibi yağan o kara noktalardan koruyamadık. Lamba dışarıya ışık vermiyor artık. Kalp karanlığa gömülünce Kur'ân'ın ifadesiyle katılaşıyor (Âl-i İmran,159). “Galîzu'l-kalb” kalbi kalp olmaktan çıkarıp taşlaştırıyor. Kalbin yeniden aslına dönmesi içinse Hz. Peygamber (sav) insanı “kalbini rahatsız eden fiilleri terk etmeye” çağırıyor (Buhari, İman,1). Kimi âlimlere göre insan kalbinde “havâtır” denilen uyarıcılar var. Bütün mesele o seslerle irtibatın kesilmemesinde. İnsan istediğinde nefsinin sesinden başka bütün sesleri susturacak şeytani bir yalıtım düzeneği kurabiliyor. O vakit sura üfürülse sinek vızıltısı geliyor ona. Akıl mı! Evet, aklın bir jeneratör gibi devreye girmesi gerekiyor bu karanlık zamanlarda. Fakat bu her zaman mümkün olamıyor. Gazzâli aklı, “insanın duygularına hâkim olma gücü” olarak tanımlıyor. Duygularının mahkûmu olan insan karanlığa da mahkûm. Steinbeck, 1962 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü alırken yaptığı konuşmada, insanlığın gri ve kasvetli bir bilinç bulanıklığının pençesinde olduğunun altını çizdikten sonra şu cümleyi kurdu: “İnsan kalbinin kendisiyle olan çatışması, yazılmaya değer tek şey gibi görünüyor.” Vicdandan söz ediyor olmalıydı Steinbeck. Belki de Vietnam'da Ameyazılmaya değer tek şey gibi görünüyor.” Vicdandan söz ediyor olmalıydı Steinbeck. Belki de Vietnam'da Amerikan emperyalizmini destekleyerek susturduğu vicdandan. Konuşmasının sonunu bir günah çıkartma olarak da okumak mümkün: “Bir zamanlar Tanrı'ya atfettiğimiz birçok gücü ele geçirdik. Korku dolu ve hazırlıksız olmamıza rağmen, bütün dünyanın ve canlıların hayatı ve ölümü üzerinde hâkimiyet kurduğumuzu farz ediyoruz…Tanrısal gücü elimize aldığımıza göre, bir zamanlar Tanrı'dan dilediğimiz bilgeliği ve sorumluluğu kendi içimizde aramalıyız. İnsanın kendisi hem en büyük tehlikeye hem de tek umudumuza dönüştü…” Bu tehlikeye, İrlandalı yazar Jonathan Swift daha 1729 yılında dikkati çekmiş, “Yoksulların Çocuklarının Ebeveynlerine veya Ülkelerine Yük Olmasını Önlemek ve Onları Kamuya Yararlı Hale Getirmek İçin Mütevazı Bir Öneri” başlıklı ironik makalesinde yüksek sosyetenin düşük ahlâkını ve İrlanda'daki İngiliz sömürge düzenini şu cümlelerle hicvetmiştir: “İyi beslenmiş genç ve sağlıklı bir çocuk, bir yaşında, ister haşlanmış, ister kızartılmış, ister fırınlanmış veya kaynatılmış olsun, son derece lezzetli, besleyici ve sağlıklı bir yiyecektir…” Karabatak'ın “Edebiyat ve Vicdan” sayısını hazırladığımız günlerde şeytanlaşma ihtirasının insanı sürüklediği kokuşmuş bataklıklardan birine daha tanık oldu yeryüzü. Swift'in hicvi akıl almaz bir şekilde gerçekleşti ve Filistin'de bebekler katledilirken vicdanını susturan insanlık, bir gün dünyada hiçbir bebeğin can güvenliğinin olmadığını öğrendi. Vicdanların yeniden harekete geçmesi için tarihte olduğu gibi bugün de söz sahiplerine ihtiyaç vardı. Toplumlarının sözcüleri olarak şair ve yazarlar insanlığın bu alçalışına duyarsız kalamazlardı. “Edebiyat ve Vicdan” dosyamızda ilim ve sanat ehlince kaleme alınan yirmi yazının yanı sıra iki röportajımız var. Peren Birsaygılı Mut, Ceyda Akcan'a, Siyonist edebiyatın tarihsel serüvenini bilmeden Filistin halkının mücadelesini anlayamayacağımızı söylerken, Muhammed Şevki Aydın, Ahmet Nedim Serinsu'ya, “Ahlaki yükseliş, kişinin insani gelişmişlik düzenini gösterir,” dedi. Projektör sayfamızın konuğuysa, “Kabuk hem korur hem gizler,” diyen Rüveyda Şener. Ve Karabatak bir kere daha daldığı ummandan kanatlarında şiirler, öyküler ve denemeler taşıyarak yükseliyor göğe.
      Stok Kodu
      :
      2770000057318
      Boyut
      :
      1-1-
      Sayfa Sayısı
      :
      1
      Baskı
      :
      1
      Basım Tarihi
      :
      2026-02-16
      Kapak Türü
      :
      Karton
      Kağıt Türü
      :
      Kitap Kağıdı
      Dili
      :
      Türkçe
  • Taksit Seçenekleri
    • Axess Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      125,00   
      125,00   
      2
      65,00   
      130,00   
      3
      44,17   
      132,50   
      6
      22,50   
      135,00   
      9
      15,28   
      137,50   
      Finansbank Kartları
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      125,00   
      125,00   
      2
      65,00   
      130,00   
      3
      44,17   
      132,50   
      6
      22,50   
      135,00   
      9
      15,28   
      137,50   
      Bonus Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      125,00   
      125,00   
      2
      65,00   
      130,00   
      3
      44,17   
      132,50   
      6
      22,50   
      135,00   
      9
      15,28   
      137,50   
      Paraf Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      125,00   
      125,00   
      2
      65,00   
      130,00   
      3
      44,17   
      132,50   
      6
      22,50   
      135,00   
      9
      15,28   
      137,50   
      Maximum Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      125,00   
      125,00   
      2
      65,00   
      130,00   
      3
      44,17   
      132,50   
      6
      22,50   
      135,00   
      9
      15,28   
      137,50   
      World Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      125,00   
      125,00   
      2
      65,00   
      130,00   
      3
      44,17   
      132,50   
      6
      22,50   
      135,00   
      9
      15,28   
      137,50   
      Diğer Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      125,00   
      125,00   
      2
      65,00   
      130,00   
      3
      44,17   
      132,50   
      6
      22,50   
      135,00   
      9
      15,28   
      137,50   
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat